Thursday, July 2, 2009

Pre Ameliyat

Efendim yarın benim hayatım için önemli bir gün. Topu topu 3-4 önemli gün vardır hayatımda bireysel olarak. Biri doğduğum gün dersek, diğer üçüLGS'ye girdiğim, ÖSS'ye girdiğim ve ÖSS'ye 2. kez girdiğim gün olarak sıralayabiliriz. Geyiği bir kenara bırakırsak yarın Ameliyat oluyorum. Sol göğsümde bir şişlik olduğundan bahsetmiştim. Tıp dilinde Jinekomasti deniliyor. Önemli bir şey değil. Sadece psikolojik. O şişlik sonunda gidecek inşallah yarın. Yaklaşık bi 4-5 yıldır var ve büyüyor. Ayrıca bugün Anestezi Uzmanımla görüştüm. Küçük bir muayene oldum. Genel anestezi olacağım yarın. Hemen ek$isözlük'ten bir kaç bilgi aldım. Galiba hayatımda yaşayacağım en ilginç deneyimim olacak şu Genel Anestezi olayı. ek$i'ye genel anestezi yazın ne demek istediğimi anlarsınız. Bu arada Nip/Tuck'ın fanatik bir izleyicisi olarak ta karışık duygular içerisindeyim. Yıllardır izlediğim ameliyatlar gibi bir ameliyata gireceğim için biraz heyecanlı biraz da korkağım şu an. Nip/Tuck demişken, 6. sezonu da 2010 yılında çıkıyormuş ilgilenenlere. En çok üzüldüğüm de ne biliyor musun sevgili okur? Göğüs kıllarımı an itibariyle kaybetmiş olmam.

Fenerbahçe Transferleri ve Kader Keita

Geçen sene bu dönemlerde biz Josico'yu, Burak Yılmaz'ı, Güiza'yı alırken Galatasaray sağ gösterip sol vururcasına Kewell, Baros, De Sanctis ve Meira gibi nokta transferler yapıyordu. Doğduğumdan beri belki de ilk defa transfer sezonunda başka bir takıma kaptırmıştık liderliği ve ben harbi harbi özenmiştim Galatasaray'ın transfer politikasına. Ne Kewell'ın, ne Baros'un ne de diğerlerinin ismi bile çıkmamıştı basında ve onlar gizli gizli bu oyuncuları getirdiler Türkiye'ye. Aurelio ve Zico'nun gidişinden sonra Güiza'da ilk haftalardan fos çıkınca geçen sene bir şey yapamayacağımız belli oldu. Halbuse Galatasaray resmen TSL All-Star kadrosu gibiydi ve yürüye yürüye şampiyon olacaklardı bana göre. Nitekim her şey Off-Season'da transfer yapmak değil. Kötü bir Fenerbahçe, kötü golcüsü Güiza sayesinde son dakika çalımı ile ligi Galatasaray'ın üstünde bitirmişti geçen sene.

Sir Aziz Yıldırım bu sene Aragonés yanlışından dönüp dört kolla Daum'a sarıldı. Efsane golcümüz Aykut Kocaman takıma Sportif Direktör olarak getirildi. Mehmet Topuz, Özer Hurmacı ve Bekir İrtegün gibi önemli ve genç Türk futbolcular alındı. Bilica gibi yıldızı Türkiye sınırları içerisinde parlak olan underrated bir defans alındı Lugano'nun yerine. Yani önceki senelerin aksine yıldız bir futbolcu almadı Fenerbahçe. Alacak gibi de gözükmüyor. 2003 te Daum ilk geldiğinde de politika buydu. Öte yandan Galatasaray son iki yılda transfer politikasını değiştirmiş gözüküyor. Geçen sene bu politikanın işe yaramadığını belirtmiştik. Ama bu sene devam ediyorlar. Zamanında İnamoto, Carrusca, Felipe gibi transferler yapan takımdan bahsediyoruz. Haldun Üstünel sayesinde yürütülüyor bu transferler ve tüm Galatasaraylı arkadaşlarım memnun. Galiba Seydou Keita'nın alındığını zannedenler var. Ama ben onlarla aynı fikirde değilim Galatasaray adına. Kader Keita savunma yapmayan, bencil bir adam. Lille'de parladıktan sonra 16 milyon Euro'ya Lyon'a gitti ve 2 senede ne kendini geliştirdi ne de Lyon'u. Aksine iki tarafta da istikrarlı bir düşüş var. Belki Galatasaray'da, Rijkaard'ın sisteminde form bulabilir ama belki...

Bir de herkes bu fotoğrafa ve Youtube videolarına tav olmuş. Eheh, Youtube'a "Amazing Sabri Sarıoğlu" yazın ve izleyin abi o zaman. Ne gördünüz? Sabri'de Keita kadar hızlı ve yararlı bir futbolcuymuş değil mi?

Dönüyor!

Candace Parker. İlk WNBA maçında 34 sayı 12 ribaund 8 asist 2 top çalma 1 blok ile oynadı. Geçen sene hem MVP hem de ROY ödülünü aldı üstüne bir de Associated Press'in verdiği Yılın Kadın Sporcusu ödülünü kazandı. Ayrıca Toronto Raptorslu Anthony Parker'ın da kardeşi. Malum bahsetmiştik son Sparks postunda. Bu kış Minnesota Timberwolveslu Shelden Williams'tan hamile kaldığı için sezonun başını kaçırdı. Ve sezon başından beri beklediğimiz haberi aldık sonunda. Candace bu salı ilk antrenmanına çıkmış. Şimdi de merakla ilk maçını bekliyoruz. Lisa Leslie son senesinde şampiyon olacaksa bu kız sayesinde olacak.

Wednesday, July 1, 2009

Ferrari ve Yespica aman Vassell üzerine

Efendim Beşiktaş sonunda elle tutulur bir transfer yaptı kanımca. Her ne kadar kariyerinin gençlik yıllarında asansör oyuncu olarak istikrarsız bir performans gösterse de Roma döneminden sonra kendine gelmiş, geçen sene de kariyerinin en iyi performanslarından birini vermiştir Genoa'da. Lakin oynadığı mevkiide Sivok ve Zapotocny gibi iki yabancı (Teoman'a selam) var. Zapotocny'i bir şekilde postalamaya çalışacak Beşiktaş. Ama bu onlara biraz tuzluya mal olacak gibi. Tekrar Ferrari'ye dönersek. Demirören'in bu atılımı biraz politik oldu. Sonuçta her taraftar kendinden bir şey bulacak artık Beşiktaş'ta. Çünkü Aida Yespica diye biri var. Fazla anlatmayayım, seksi fotoğrafları için tıklayınız.

Bir diğer acaip transfer haberi de Ankaragücü'nden. Malum 100. yıl falan filan derken Vassell'i getirdiler. Ama önemli bir ayrıntı; Ankaragücü'ne değil Ankara'ya geldi Vassell henüz. Açıkça söyleyeyim ben hala bu transferin gerçekleşeceğine fazla inanmıyorum. İnanasım gelmiyor. Geçen sene Kocaelispor da Davids Mavids diye gündemi yerinden oynatmıştı. Kombineleri sattılar ve sonra açıklama bile yapılmadan Davids defteri kapandı. Ha o öyle diye bu da böyle olacak demiyorum. Ama bu tip bir şey çıkması kuvvetle muhtemel. Kaldı ki Vassell'de bir Davids değil zaten. Neyse umarım transfer gerçekleşir de -ki gerçekleşse bile Vassell'in iyi bir performans gösterebileceğine inanmıyorum Gücü'nde- dünya gözüyle bir Vassell izleriz bizde belki. Yine de eğer başarırlarsa iyi reklam yapmış olacaklar...

Edit: 1 yılı opsiyonlu olmak üzere 3 yıllık bir sözleşme imzalamış Vassell. E helal olsun Ankaragücü'ne.

Kim Kardashian

Hayırdır ablacığım o pabuçlar ne öyle?

Tuesday, June 30, 2009

Wilkommen Herr Daum!

Sir Aziz Yıldırım 3 senede 3 şampiyonluk sözü verince dört kolla sarılabileceği başka bir teknik direktör yoktu tabii ki: Christoph Daum! Öyle ki bizde bulunduğu 3 senede 2 şampiyonluk kazanmış 1 tanesini de son hafta kaybetmişti. Yani geleceği fazla düşünmeyen sadece zamanını düşünen bir teknik adam ve açıkça söylemek gerekirse senin, benim istediğimde bu okur. Evet bu. Yoksa Aziz Yıldırım'da biliyor geleceğe yatırım yapmayı ama şu bir an önce başarı gelsin olayı içimize öyle işlemiş ki bu tabuyu yıkmak olanaksız. Taraftarın sabretmesi imkansız. Adam da ne yapsın koltuğunu kaybetmemek için "3 sene üstüste şampiyon olacağız. Söz veriyorum." diyebiliyor kendi bile inanmadan.

Neyse biz biraz da iyi tarafına bakalım olayın. Tamam adamın takımları kupa takımı değil. Ama ligde de ortalığın tozunu atmasını biliyor elindeki malzemeyle. Malzeme kısıtlı bile olsa genelde hep elindekiyle maximumu almıştır. Ve disiplin. O gittiğinden beri bizde olmayan şey. Artık saha içinde bir Güney Amerika hegemonyası olmasın. Futbolcular her röportajda kakara kikiri olmasın. Bundan sıkıldım, bana batıyor sürekli şakalaşmalar, eğlenmeler. Bunu yıkacaktır Daum. Bunlar artı özellikleri. Bir diğer artı özellikte tabii ki yardımcısı ve takımın kondüsyoneri Roland Koch. Daum ve ekibi gittiğinden bu yana Fenerbahçe çoğu maçta son dakikalara doğru oyundan düşüyordu. Daum zamanında geride olsak bile son dakikalara girdiğimizde güven vardı. Çevirebiliriz düşüncesi hakimdi kafalarda ve nitekim çeviriyordukta. Son dakika gollerimiz tavan yapmıştı o günlerde. Fakat özellikle geçen sene, son 20 dakikaya geride girdiysek tamam. Maç bitmişti artık. En iyi ihtimalle bir gol daha yiyip farkı yükseltirdik rakip lehine neredeyse. Hiç kuşku yok ki artık bu olmayacak. İyi bir kondüsyonerle maçın tamamını sağlam oynayacağız.

Bir de şu var; Daum derbilerde iyi bir hoca değil izlenimini vermişti 3 sene boyunca. Öyle ki 2005'te ki şampiyonluğumuzda sadece 1 derbi kazanmıştık. Onu da Türkiye Kupası Finali'nde 5-1 kaybettiğimiz Galatasaray 1-0 yenerek kazandık ve şampiyon olduk. Derbilerde en iyi sezonu olan son sezonunda ise şampiyon olamadık. Daum'dan sonra ise Zico ile şampiyon olduğumuz ilk sezon derbilerde 4 maçtan 3 ünü, 1 ini şampiyon olduktan sonra olmak üzere kazandık. Sonraki sene ise derbilerde yine 4 maçtan 3 ünü kazandık ama kaybettiğimiz maç en önemlisiydi ve onu kaybederek şampiyonluğu verdik. Geçen sene ise Aragonés ile derbilerde 4 maçtan 3 galibiyet 1 beraberlikle yenilmeden ayrıldık fakat sonuç ortada. Ancak şöyle de bir durum var. Geçen sene Beşiktaş 1 derbi kazanarak şampiyon oldu. Ondan önceki sene Galatasaray şampiyon olduğunda evindeki maçları kazanıp dışarıdakileri kaybetmişti. Demek istediğim Daum iyi bir derbi hocası olmayabilir -ki 6 galibiyet 3 beraberlik 3 mağlubiyet kötü de değildir aslında- ama şampiyonlukları kazanmak ta derbileri kazanmaktan geçmiyor. Şampiyonluk, Anadolu deplasmanlarındaki maçlarda yatıyor. Ve Daum asıl bunları kazanmasını iyi biliyor...

Kim ne demiş? - Luke Walton

"Babam benimle sürekli alay ediyordu. Benim iki tane yüzüğüm var senin hiç yok diye. Fakat artık şimdi benim de bir yüzüğüm var. Hem de senin iki yüzüğünden de daha değerli babacığım. Çünkü sen yüzüklerini Blazers ve Celtics organizasyonlarıyla aldın. Ben ise NBA'in en iyi organizasyonu olan Lakers ile..."

Cansın, kansın, birtanesin Luuuuuuukkkkkeeeee..!

Monday, June 29, 2009

İçerde Kraliçe, Dışarıda Ağa Kuması!

Malumunuz kentimizin -Los Angeles oluyor- bir diğer basketbol takımı Sparks. Yani şehrin bayan basketbol takımı. Ülkenin en iyi iki oyuncusunu barındıran takımı. Biri eski efsanelerden Lisa Leslie. Diğeri de geleceğe damga vuracak, belki de WNBA tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olacak, geçen sezonun hem en değerli oyuncusu hemde yılın çaylağı ödüllerini alan Candace Parker.

Fakat bu sene Lisa Leslie'nin son senesi olacak. Yani belki de son Normal Sezon MVP ödülünü kazanma şansı. Fakat sezonun 6. maçında Sacramento Monarchs karşısında dizinden sakatlandı ve 2 veya 3 hafta içinde takıma geri dönmesi bekleniyor. Toronto RaptorsAnthony Parker'ın kardeşi olan Candace Parker'ın da yakın bir geçmişte Minnesota Timberwolveslu Shelden Williams'tan bir bebeği oldu. Sezon başında Haziran sonu, Temmuz başı gibi döner deniyordu fakat şimdi bakıyoruz ki 1 buçuk ay sonra dönebilirmiş diyorlar.

Yani bu iki oyuncuyla beraber bu kadro şampiyonluğa oynar. Ama bu iki oyuncu olmadan da iyi işler yapar, Playoffa rahatça kalır, kalması gerek fakat henüz oturmuş bir takım kimyası yok. Özellikle deplasmanda herkes kafasına göre oynuyor. Misal sezonun ilk maçını evimizde ve NTVSPOR ekranlarında son şampiyon Detroit Shock'a karşı oynayıp 78-58 kazanırken sadece 2 gün sonra aynı takıma 52-81 yenildik deplasmanda. Daha sonra yine deplasmanda Minnesota Lynx'e 76-87, Indiana Fever'a 61-73 ve Phoenix Mercury'ye 80-89 yenildikten sonra içeride Sacramento MonarchsLisa Leslie'nin oyunun başında sakatlanıp çıktığı maçta 67-47 yendik. Dışarıda Batı Lideri Seattle Storm'u zorlamamıza rağmen Lauren Jackson'u tutamayarak 67-69 yenildik.

Sadece 2 gün sonra bu sefer evimizde ağırladık Batı Liderini. Bu sabah 04.30 da yine NTVSPOR'dan canlı izledik İsmail Şenol'un anlatımıyla maçı. Lisa Leslie'siz ve Candace Parker'sız olabilirdik ama evimizdeydik ve 2 gün önce deplasmanda bayağı bir zorlamıştık. Neyse sadece ilk çeyrek direnebildiler. Bir Shannon Bobbitt çıktı ortaya ki, Shannon Brown'dan devraldığı gaz verme işini devam ettirdi adeta. İstatistikleri 4 sayı 8 asist 1 top çalma olabilir. Ama eğer maçı izlediyseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Hele 4. çeyrekteki crossover'ları adeta rakibiyle dalga geçercesine attığı no-look paslar bize 2000 li yılların başındaki Allen Iverson'ı hatırlattı. Maçın Vanessa Hayden'la birlikte kahramanıydı diyebilirim. Vanessa Hayden, bir zamanlar Beşiktaş'ta oynamıştı. Yasemin Horasan'ın biraz daha kalıplısı ve yüreklisi. 2-3 kez sakatlandı ama dönüp oynadı, yüreğini koydu. Helal olsun. Maçın kazanılmasındaki kilit etken ise Lauren Jackson'ı ve Sue Bird'ü hücumda etkisiz hale getirmekti. Onu da Shannon Bobbitt ve Vanessa Hayden kusursuz bir şekilde hallettiler. Bir de 2. 3. ve 4. çeyreklerde müthiş yüzdeli şut attık. Skor çok iyi dağıldı. Takımımızın Lisa ve Candace'dan sonra hücumda 3. ana opsiyonu olan Tina Thompson sadece 8 sayı atmasına rağmen 5 oyuncumuz 10 sayı barajını geçti. Seattle'da ise bu barajı geçen oyuncu sayısı yazıyla sıfır...

Ariza'da maçtaydı bu arada, yanında da şehrin beyzbol takımı olan Dodgers'tan Matt Kemp vardı.

Bu sene formasına reklam alan iki takımdan biriyiz. Diğeri de Phoenix Mercury. 3 galibiyet 5 mağlubiyetle Batıda 5. yiz. 3 galibiyette evimizde, 5 mağlubiyette deplasmanda. Bu deplasman fobisine en kısa sürede bir son vermek gerek. Doğuda Tammy-Sutton Brownlu Indiana Fever, Batıda ise Seimone Augustuslu Minnesota Lynx ligin tozunu atıyorlar. Şimdilik...

Sunday, June 28, 2009

Hayatım # 16

-Efendim hep böyle bir resmim olsun istemişimdir. Hani 16 sını bitirmiş 17 sinden gün almış, genç, bakımlı kızlarımız aynanın karşısına geçer. Sağ elleriyle tuttukları kameraları suratlarının kendilerine göre sağ, aynaya göre solunda tutup, sol ellerini de güneş gözlüklerine götürüp çektikleri ciks bir poz vardır ya. O pozun remix'i. Baktım suratımda patlamış flaş, kaş göz çizdim. Orijinal oldu.

-Eheh 1 yıl geçti... Koskoca 1 yıl... Özlemediniz mi beni? Ben çok özledim sizi.. Anlatacağım bir sürü şey var hem de sindire sindire değil. Hepsi burada olacak...

-Malumunuz geçen sene de sınava girdim. Şuradan hatırlamanız gerek! Emrediyorum... Geçen sene patlaktı. Bu sene de yine her zamanki gibi heyecanlı başladı. Hani Dersane-Okul bir arada yürümüyor geyiği varya, birde utanmadan buna sığınırlar sınavı kazanamayınca. Geçen sene aynısını yapmıştım. Bu sene mezun olduğum halde yine geçen seneden pek bir farkım yoktu. Yani Dersane-Okul diye bir geyik yok. İnsanın içinden gelecek... Sonuç mu? Tabii biraz daha fazla çalıştım. Geçen senekinden iyi bir puan gelecek ama yine hedef puanımı alamayacağım. İyi kötü üniversiteli olacağım inşallah.

- No Comment vol. # 1

-Fenerbahçe dediğinizi duyar gibiyim. Defansif ön libero mevkiisinin yabancıları Josico ve Maldonado olan takımın şampiyon olmasını beklemiyorduk zaten. Ama bir Türkiye Kupası'da fena olmazdı en Fortis'inden. Olmadı olsun. İlk yarıyı epey bir geride kapatan Beşiktaş double yaptı. Tebrik ederim. Mustafa Hoca'ya saygılar. Aragonés'e sevgiler! Şu bakışı özleyeceğim...

-Basketbolda da büyük prestij kaybı yaşadık. O ne hazımsızlıktı öyle. Sahaya girip adam dövmeler filan. Hiç yakışmadı. 2-0 dan 4-2 verince hazmedemedi bazı taraftarlarımız. Utandım resmen. Solomon, Efes'i Türk Telekom zannetti. Solomon demek Fenerbahçe demek ya, takıma da yansıdı onun bu vurdumduymaz tavırları. Seriyi 3. maçta 2-0 öndeyken ve son periyoda 10 küsür sayıyla önde girip maçı uzatmaya zar zor götürürken kaybetmiştik zaten...

-Los Angeles Lakers'ımız sağolsun acımızı dindirdi. 7 yıl sonra Şampiyon olduk! Geçen sene yapılan Pau Gasol takası bu şampiyonluğun habercisiydi zaten. Bu sene normal sezonda rahat rahat oynayıp, Cleveland kadar kasmadan 2. olduk. Playofflarda ise Utah ve Houston karşısında yine normal sezondaki rahatlık vardı. Bu rahatlık yüzünden Houston'a karşı takılıyorduk az kalsın. Neyse ki Denver serisiyle iş ciddiye bindi. Finalde de Orlando karşısında her maç üstün oynayıp 4-1 ile şampiyon olduk. Normal bir takım şampiyonluk için 20-30 yıl bekler. Ama bize 7 yıl çok uzun geldi. Phil şampiyonluklarını three-peat yapmadan bitirmiyor. Bunun anlamı şu; önümüzdeki 2 yıl yine şampiyon Los Angeles Lakers olacak! Ne tam kadro Boston, Ne Kobe-Shaq'lı Cleveland, Ne de Vince Carter'ı kadrosuna katan ama Hido'yu büyük ihtimalle kaybedecek olan Orlando...

-Efendim sonunda milli oldum. Bazılarının yüzünde o şaşkın ifadeyi görür gibiyim. Ya da bazılarınız gülüyorsunuz. Lakerstr.com ile NBA Finali 5. maçı İstanbul'da LakersTR üyeleri ile izledik. Önce Taksim'de Lala'da demlendik. Gece 1 gibi Tophane'ye Osmanlı Nargile Cafe'ye geçtik. 3 te maç başladı. 5-6 arası şampiyonluğu kutladık. ÖSS sonrası gayet eğlenceli bir geceydi.

Şampiyonluk Kutlamaları Part 1

Şampiyonluk Kutlamaları Part 2

-Ne Hido'ymuş arkadaş! Avrupa Şampiyonası'nda da böyle oynamazsa darılırız valla...

-O değil de bakirlikten gurur duyuyorum. Ömrümün sonuna kadar bakir kalmak istiyorum.

-Aldığımız bir son dakika haberine göre Konfederasyon Kupası'nın son gününde Brezilya, ABD'yi; İspanya'nın, Güney Afrika'yı yendiği skorla 3-2 yenerek şampiyon oldu. Son gün en nefes kesen gün oldu. Galip gelen takımları kutlamakla beraber oynanan bütün maçlar için, dolmayan stadlar için ve kulakları tırmalayan vuvuzelalar için emeği geçenlere teşekkür ederiz.

-No Comment vol. # 2

-Yaz başladı ve monoton hayata devam. Öğlen 2 de uyanıyorsunuz. Kahvaltı etmeden öğle yemeği yiyorsunuz. 5 gibi kitap okuyorsunuz. Bu arada 'Boleyn Kızı' nı okuyorum. 6 gibi dışarı bisiklet sürmeye çıkıyorsunuz. Sahile belki bir iki bira içmeye. Ama aldığınız bir son habere göre artık insanların bira içmesine de karışıyor polisler. Siz de Ice Tea veya Kola gibi bilimum alkolsüz içecek alıyorsunuz. Akşam 8-9 gibi eve girip PS2 oynuyorsunuz. Gece 12 gibi Facebook'tan okey oynuyorsunuz. 3 gibi DVD izliyorsunuz. 6 gibi tekrar sahile bu sefer spor yapmaya iniyorsunuz. 7 de The Tonight Show with Conan O'Brien'ın tekrarı var. Kaçırmamak için eve koşuyorsunuz. Onu izledikten sonra yatıyorsunuz. 8 de bitiyor. Sabah 8 öğlen 2 arası teoride 6 saat olan ama pratikte 10 dakika bile etmeyen bir uyku. İyi mi yapıyoruz kötü mü?

-O değil de sol göğsümde bir kitle var. Küçük. Hormonal bir rahatsızlık. Ciddi bir şey değil. İsmi Jinekomasti. 4-5 yıldır var daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum. En sonunda aldırıyorum. 3 Temmuz'da ameliyat olacağım efendim.

-Ameliyat demişken sağ diz ön çapraz bağlarım kopuk yaşıyorum efendim. Alıştım artık bu hayata. Oradan ameliyat olmayı düşünmüyorum şimdilik.

- No Comment vol. # 3

-Eurovison'u geride bıraktık. Ocak'tan Mayıs'a kadar Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra en çok Hadise konuşuldu. Sonuç ise bizim gibi her sene kafaya oynayan bir ülke için normal gelecek bir 4. lük. Neyse buna da şükür. Ben Romanya'nın The Balkan Girls'ünü çok beğenmiştim. Ama nedense ortalama bir sırada yer aldılar. Alexander Rybak hak etti ve kazandı.

-Toprağın bol olsun Michael! Dünyanın ikonunun ölmesi kötü birşey...

-Biraz uzun mu oldu, burada ara mı versek ne yapsak? Şimdiden söyleyeyim eskisi kadar futbol konuşmayacağım artık. Ve spor... Biraz daha kişisel olacak. Tabii ki yine önceliği bu dala vereceğiz ama daha farklı şeylerle daha çok ilgileneceğiz. Her şey sizin için efendim. Her şey sizin için...

-Kalın sağlıcakla...